Arap Dışişleri Bakanlarının 16 Ekim’de yapmış olduğu “şiddeti durdur” çağrısına uymayı reddeden ve hatta eleştiren Suriye Yönetiminin bu çağrıdan 15 gün sonra Arap Birliği ile anlaşmaya vardığını açıklaması büyük dikkat çekti.
Doç. Dr. Veysel Ayhan, Arap Birliği üyelerinin Suriye’ye karşı daha sert önlemleri hayata geçirmek için toplandığı ve NATO tarafından Humus merkezli bir uçuşa yasak bölge uygulamasının tartışılmaya başlandığı günlerde Suriye yönetiminin anlaşmaya varmasını açıklamasını, “uluslararası baskıyı azaltmaya hem de zaman kazanmaya yönelik taktiksek adım” olarak değerlendirdi.
SURİYE ÜZERİNDEKİ BASKILAR ARTTI
Suriye rejimi üzerindeki baskıların arttığını belirten Veysel Ayhan, bu tespitini şu örnekleri vererek destekledi:
“Arap Birliği’nin Suriye halkının korunmasını da içeren somut yaptırımları gündeme getirmesi”
“Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in “Suriye yönetimi reformları yapsın aksi durumda iktidarı bıraksın” şeklindeki açıklaması”
“ABD’nin Libya’nın ardından Suriye sorunu ile daha fazla ilgileneceği yönündeki uyarısı”
“NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’nin Suriye’nin Libya’da yaşananlardan ders alması gerektiğini ifade etmesi”
“ABD-İran arasında Beşşar Esad sonrası döneme ilişkin pazarlıklar yapıldığı iddialarının uluslararası kamuoyuna yansıması ve üstelik İranlıların henüz söz konusu haberi yalanlamış olmamaları”
“Başbakan Erdoğan’ın en son 1 Kasım 2011’de “Suriye halkı da şu anda o şanlı direnişinin neticesini alacaktır diye düşünüyorum. Gerçek manada demokrasi Suriye’de de kendini gösterecek ve hak, özgürlükler orada da er ya da geç Suriye halkının hakkı olarak kendisi tarafından elde edilecektir” ifadelerini kullanması”
ARAP BİRLİĞİ DIŞ MÜDAHALEYE AÇIK KAPI MI BIRAKIYOR?
Suriye Ulusal Konseyi’nin uluslararası alanda Suriye halkını temsil eden alternatif bir iktidar yapısı olarak her geçen gün aldığı desteğin daha arttığının altını çizen Ayhan, “Son günlerde Beşşar Esad’ın sürekli bir şekilde Suriye’ye karşı düzenlenecek herhangi bir dış müdahalenin bölgeyi bir savaş alanına çevireceğini öne sürmesi de, Arap Birliğinde dış müdahaleye açık kapı bırakacak bazı kararlar üzerinde tartışmaların yürütüldüğünü göstermektedir. Diğer yandan Türkiye’de sürekli bir şekilde Suriye halkının meşru taleplerinin karşılanması dile getirmesi de dikkat çekicidir. Böylelikle bölge ülkelerinin Suriye rejimine karşı alınacak yaptırımlar konusunda işbirliği içinde oldukları düşünülebilir” şeklinde bir değerlendirmede bulundu.
GERİ ADIMLAR, STRATEJİK DEĞİŞİM DEĞİL, TAKTİKSEL BİR ADIM
Suriye rejiminin geri adımlar atmaya zorlandığını belirten Ayhan, “Ancak atılan geri adımların temel amacının rejimi korumak olduğu düşünüldüğünde, yeni politikanın da stratejik bir değişiklikten öteye taktiksel bir adım olduğu ileri sürülebilir” dedi. Ayhan, Esad rejiminin atmaya hazırlandığı uzlaşma adımlarının, hem uluslararası baskıyı azaltmaya hem de zaman kazanmaya yönelik taktiksel adımlar olduğunu savundu.
