UAEA’nın son raporu bir dönüm noktası mı?

USAK İran uzmanı Arzu Celalifer Ekinci, 8 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan ve dünya kamuoyunda büyük ses getiren Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili yayınladığı raporun muhtemel sonuçlarını farklı açılardan değerlendirdi.

Ekinci, İran’ın nükleer programının “askeri bir boyutunun olabileceğine” dair bir ifadeye ilk defa raporda yer verildiğine dikkat çekiyor ancak UAEA’nın, İran’ın hâlihazırda nükleer silah geliştirmeyi hedefleyen aktif bir programa sahip olduğu sonucuna varmadığının da altını çiziyor. ABD, İsrail ve İngiltere’den oluşan bir üçlü ittifakın, İran nükleer tesislerine yönelik askeri bir harekât yapacağı söylemleri gündemde yerini almışken Ekinci, İran konusunda henüz kaçırılmamış fırsatların olduğunun altını çizdi.

BATININ İKİ FARKLI SEÇENEĞİ VAR

ABD’nin 1950’li ve 60’lı yıllarda Çin’e, Soğuk Savaş döneminde de Sovyetler Birliği’ne uyguladığı “hem çevrele hem müzakere et” stratejisini hatırlatan Ekinci, “Zira masada henüz yeniden canlandırılabilecek bir “Takas Modeli”miz mevcut ve İran daha geçtiğimiz ay bu konuyu yeniden görüşebileceğini açıkladı. Şimdi Batı’nın iki farklı seçeneği mevcut: ya krizi avantaja dönüştürmek için elde var olan seçenekleri yeniden müzakere eder veya daha yapıcı fikirler ortaya atar, ya da istenmeyen yolları deneyerek İran’ın motivasyonunu kamçılar ve günün sonunda kaçınılan sonuçla karşı karşıya kalır” diye konuştu. Ekinci, hem iç politika hem de dış politika aracı olarak İran’ın kullandığı bu kadar güçlü bir kartı kolay kolay kaybetmeyeceğini de sözlerine ekledi. Ekinci yayınladığı analizde bundan sonra ne olacak sorusuna krizin başından itibaren biri sıklıkla uygulanan diğeri ise sürekli olarak tartışılan iki seçeneği gözden geçirerek cevap vermenin doğru olacağını ifade etti. Bu seçeneklerden ilki tabii ki askeri müdahale. Ekinci, askeri bir müdahalenin zaten istikrarsız olan bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı, İran’daki tüm kampları aynı hedef etrafında bir araya getireceği, global ekonomi üzerinde ciddi olumsuz etkiler bırakacağı ve en önemlisi İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer program konusundaki motivasyonunu arttıracağı, hatta kırmızı çizgiyi geçmesine dahi sebep olabileceğini söyledi. İkinci bir seçenek olan ve hâlihazırda uygulanmakta olan ekonomik yaptırımlara bir yenisinin daha eklenmesi ise Ekinci şöyle değerlendirdi: “Nükleer program konusunda son sözü söyleme yetkisine sahip olanlardan ziyade sivil halkı zor durumda bırakacağı ve nükleer programın gidişatını pek de fazla etkilemeyeceği belirtilebilir. Zira petrol gelirinin olduğu bir yerde yaptırımların istenilen etkiyi bırakması güçleşir.”

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s