Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun geçtiğimiz gün Dışişleri Konutu’nda gerçekleştirdiği “Suriye’ye yaptırımlar” konulu zirvenin ardından yaptırımların hangi alanlarda olacağı büyük merak konusu oldu. Suriye’nin toplam ihracatında en yüksek oranlara sahip olan Arap Birliği ve Avrupa Birliği’nin aldığı yaptırım kararlarının ardından Suriye’nin ticaret ortakları arasında önemli bir yere sahip olan Türkiye’nin hangi alanlarda bu ülkeye yaptırım uygulayacağı daha da önem kazandı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun geçtiğimiz gün Dışişler Konutu’nda
gerçekleştirdiği “Suriye’ye yaptırımlar” konulu zirvenin ardından yaptırımların
hangi alanlarda olacağı büyük merak konusu oldu. Suriye’nin toplam
ihracatında Arap ülkelerinin oranının yüzde 53, AB ülkelerinin payının ise
yaklaşık yüzde 30 olduğu tahmin ediliyor. AB’ye yapılan ihracatın yaklaşık
yüzde 88’ini petrol ürünleri oluşturmaktadır. İki aktörün de yaptırım
uygulaması ile Suriye’nin yaklaşık yüzde 60’lık bir ihraç piyasasını kaybettiği
görülmektedir. Bu nedenle, Suriye’nin ticaret ortakları arasında yer alan
Türkiye’nin hangi alanlarda yaptırım uygulayacağı büyük önem arz ediyor.
EKONOMİK YAPTIRIM SİNYALİ
Türkiye İhracat Birliği’nin verilerine göre Türkiye’nin Suriye’ye ihracatının
Eylül ayında 144 milyon dolar iken Ekim ayında 138 milyon dolara düştüğü
görüldü. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da Suriye’de yaşanan gelişmeler
neticesinde Türkiye için önemli bir ticaret ortağı olan ülke ile ticaret
oranlarında çok büyük bir düşüşün gerçekleşmediğini ancak yaşanan
gelişmelere bağlı olarak farklı adımların da atılacağı sinyalini şu sözlerle
vermişti:
“Suriye, Türkiye’nin iyi bir ticari partneri. Suriye, aynı zamanda Türkiye için
bir geçiş güzergahı. Ama tüm bunlara rağmen hiçbir şey alternatifsiz değil, her
şeyin bir alternatifi var. Hatırlayın, Mısır’da olaylar başladığında önce
ticaretimiz geri gitmişti, sonra tekrar toparlandı. Şu anda Suriye ile olan
ticaretimize geçen yılın aynı dönemine göre baktığımız zaman yüzde 7′lik bir
azalma var. Bu çok dramatik bir azalma değil, oldukça küçük bir azalmadır ve
onun da çeşitli sebepleri var”
SURİYE SINIRINDAKİ ŞİRKETLER TEHLİKEDE
Türkiye’den Suriye’ye gerçekleştirilen yatırımların duracağının konuşulduğu şu günlerde, Rakka’da Güriş tarafından kurulan çimento fabrikası ve Asi nehri
üzerindeki 280 milyon euroluk yatırımların da durmasının gündemde olduğu
iddia ediliyor. ORSAM Ortadoğu Uzmanı Veysel Ayhan, bu konu hakkında bir
analiz yayınlayarak, Suriye’ye uygulanacak yaptırımların olası etkilerine
değindi. Türkiye’den Suriye’ye gerçekleştirilen yatırımların duracağı şeklinde
iddiaların da gündemde olduğunu belirten Ayhan, günde yaklaşık 1000 tırın
Türkiye’den Suriye’ye geçiş yaptığını ve bunların bir kısmının Suriye’de
kalırken önemli bir kısmının ise Ortadoğu ve Uzak Doğu pazarına mal
taşıdığına dikkat çekti. Ayhan, transit geçişlerde yaşanacak sorunlardan dolayı
Suriye güzergahının kapanması riskinin başta Gaziantep olmak üzere sınır
bölgesindeki şirketleri olumsuz etkileyeceğine de değindi.
TÜRKİYE VE ARAP BİRLİĞİ ORTAK ÇALIŞMALI
Suriye Ulusal Konseyi veya buna benzer muhalefet hareketlerinin Beşşar Esad
sonrası döneme ilişkin planlarını net ve açık bir şekilde ortaya koyması için
Türkiye ve Arap Birliği’nin birlikte çalışması gerektiğini belirten Ayhan,
“Suriyeli Hıristiyanlar, Dürziler, Aleviler, Şiiler, İsmailliler ve Kürtlerin Beşşar
Esad sonrasına dönemde de güvenli bir şekilde Suriye’de yaşayacaklarına ve
temel hak ve hürriyetlerinin anayasal anlamda ve bölgesel devletleri
tarafından garanti altına alınacağı noktasında ikna edilmeleri gerekmektedir.
17 Marttan bu yana henüz söz konusu gruplara yönelik kapsamlı bir proje
ortaya atılmadığı gibi, bunların can ve mal güvenliklerinin korunacağına ve
siyasal sistem içerisinde kendilerine yer verileceği yönünde güçlü mesajlar
verilmemiştir. Tüm bunlar doğal olarak, Beşşar Esad’ın yaptırım kararlarına
rağmen direnebileceğini göstermektedir. Sorunun askeri bir müdahaleye ve iç
savaşa varmadan çözülebilmesi için bölge ülkelerinin demokratik ve seküler
bir Suriye konusunda ortak çalışma yürüterek, Suriye muhalefetini gerçekten
tüm kesimleri kapsayacak şekilde örgütlemesi gerekmektedir. Aksi takdirde,
Suriye toplumunun belirli bir bölümüne dayanan muhalefetin rejimi devirmekle birlikte ülkeye istikrar getirmesi mümkün olamayacaktır” diye konuştu.

Süriye Diğer ülkelere nazaran muhalefetin az olduğu bir ülke…Suriyede Kürt partileri sayısızdır ama araplar arasında baas partisi karşısında bir parti yoktur..Kürtler devreye girmedikçe Beşar esat devri devam eder….